Usopp ve Luffy’nin Going Merry Çatışması
Sahnenin neden bu kadar iyi olduğunu anlamak zor değil, Oda bizi bu raddeye ince ince işleyerek getiriyor. Kısa bir özetini geçmek gerekirse;
Gökyüzünden, Skypia’dan getirdikleri altınları Water7'de, Gemileri Going Merry’yi tamir ettirebilmek için bozduruyorlar. Usopp, bir keşmekeş sırasında, Franky kardeşlere altınları kaptırıyor. İlkinde bunun pek sorun çıkarmayacağını düşünmüştüm, bir komedi unsuru olarak koyulmuştu sanki. Çalan kişiler Hasır Şapka Korsanlarına sorun yaratabilecek kişiler değillerdi. Fakat sonradan, Usopp’un ağır bir dayak yemesi, yediği dayağı güçsüzlüğüne vererek kendini suçlaması işleri ciddiye bindirdi. Usopp tayfaya katılan 3. kişi olurken, sıradan bir insandı. Luffy ve Zoro gibi büyük gelecek vaadeden insanların yanına yakışmıyordu pek. Yine de babası Yasop, Shanks’ın tayfasında bir keskin nişancıydı ve Usopp’ta da babasının yeteneği vardı belli ki. Daha da önemlisi, animenin ana mesajlarından biri olan, ölümüne arkadaşlık temasına uygun davranıyordu. Kendinden daha çok başkalarını önemsiyordu, Kaya ve halkı için yaptıkları güçsüzlüğüne rağmen büyük işlerdi. Bu nitelikleri tayfada ona yer açılmış oldu.
Usopp’un yediği dayak mevzusuna gelelim. Hem paraları çaldırması, hem de üstüne dayak yemesi ağır ve travmatik bir deneyimdi. Bu travmanın üstüne gidip tekrar Franky’nin mekanını bastı, parayı geri almaya çalıştı. Yine dayak yedi. Böyle bir durumda insanın aciz, bitmiş hissetmemesi imkansız. Ne yaparsa yapsın, diğerlerinin küçük bir eforla atlatacağı zorluğu atlatamıyordu. Kendini gereksiz bir yük gibi görmeye başladı. Ve bu durum, memleketinde, çok önemsediği Kaya tarafından verilmiş bir hediye olan Going Merry için Luffy’yi karşısına almaya yeter bir sebep oluşturuyor. İlk bakışta Usopp’un yaptıkları saçma geliyor, ki mantıksız olduğu doğru. Fakat öykünün ilerleyişinde, bu çatışmanın meydana gelmesi kaçınılmaz bir hal alıyor.
Going Merry olayını da özetleyeyim; Water7'daki dünyanın en iyi gemi marangozları(bazılarının sahtekar olduğu sonradan ortaya çıkıyor olsa da) geminin artık geri döndürülemez biçimde hasar aldığını, bir başka kıyı göremeyeceğini, geminin artık ölmüş durumda olduğunu tespit ediyorlar. Luffy bunu ilk duyduğunda Usopp gibi ikna olmuyor, gemiden bu kadar kolay vazgeçmek istemiyor. Fakat durum oldukça açık, kabullenilmesi zor olsa da, gemiyi tekrar denizde yüzdürmek akıldışı bir davranış olur. Luffy’de şoku atlattıktan sonra bunu kabullenip, geminin yakılması gerektiğine karar veriyor.
Fakat Usopp, geminin durumundan ve Luffy’nin kararından haberdar olduğunda, durumu inatla kabullenmiyor. Ne olursa olsun gemiyi bırakmamak gerektiğine inanıyor. Dediğim gibi Usopp’u Luffy’le olan kaçınılmaz çatışmasına zorlayan nedenleri Oda ustalıkla döşemiş hikayenin önceki bölümlerine. Bunlar; Usopp’un paraları çaldırıp üstüne dayak yemesiyle tayfaya zarar verdiğini ve bundan sonra da zarar vermeye devam edeceğini, çünkü güçsüz olduğunu düşünmeye başlaması, Going Merry’nin manevi değeri, Luffy’nin Merry’den vazgeçmesi. Bu koşullar bir araya geldiğinde, Usopp’un “işeyaramazım” düşüncesi kanıtlanıyor. Çünkü o durumdaki Usopp kendiyle Going Merry’i özdeşleştiriyor. Merry’de Usopp gibi hasar almış, işe yaramaz hale gelmiş. Luffy’nin bir ruhu olan ve maceraları boyunca onlara yardım eden Going Merry’i gözden çıkarıyor olması demek, Usopp’un da gözden çıkarılabilir olduğu anlamına geliyor. Ve Usopp itiraz ediyor, ben yaralı bir arkadaşı bırakmayacağım diyor.
Burda tayfanın o güne kadar günyüzüne çıkmadan uyduğu önemli bir ilke devreye giriyor, Zoro’nun ileri bölümlerde tayfaya racon kesercesine dayatacağı bu ilke; kaptanın kararları sorgulanabilir bulunsa bile, tayfanın üyeleri kaptanın aptalca hareket ettiğini düşünse bile, ona saygısızlık yapamaz ve boyun eğer.
Tabi ki bu felsefe ancak One Piece gibi fantastik bir evrende arkadaşlık temasında sorunsuz işleyebilir. Gerçek dünyada Luffy gibi bencillikten tamamıyle uzak insanlar yok malesef. Her halükarda insan bu gücü bir noktada olumsuz kullanmaya başlayacaktır. Ve Luffy’nin yaptığı doğaçlama eylemler yazar tarafından desteklenmeseydi bu tayfanın ömrü büyük ihtimalle bin bölümü bulamazdı. Burada Luffy’nin verdiği kararlar yanlıştı demiyorum, aksine, korsanlar kralı olmak için arkadaşlarını ölümle burun buruna getiren durumlara girmek kaçınılmazdır. Herneyse, bu başka bir konu, hikayeye dönersek, Zoro’nun bunu tayfaya dayatmasındaki sebep, kaptanına saygı duymayan bir tayfanın yenileceğini düşünmesi.
Ve Usopp kararında diretince, kavga sırasında Luffy, eğer kararlarımı beğenmiyorsan pılını pırtını toplayıp gidebilirsin lafını ağzından kaçırıyor. Bu lafın ardından adam oğlu adam Sanji Luffy’e sağlam bir tekme atarak haddini bildiriyor. Daha fazla haklı olamazdı. Luffy’de ardından özür dileyip ağzımdan kaçtı diyor.
Bu söz, Usopp’un kafasında kurduğu mantığı yapbozun son parçası gibi tamamlıyor. Artık, işe yaramazların bu tayfada bir işi olmadığından emin oluyor. Empati yaptığı geminin konumuna kendini de yerleştiriyor, ikisi de dışlanmış ve istenmeyen birer yük. Tabi ki yaşadığı yoğun duygusal keşmekeş onu böyle düşünmeye itti, işin özünde tayfada böyle bir mekanizma yok. Usopp’a herkes değer veriyor. Ardından Usopp kader ortağı Going Merry’i Luffy tayfasından kurtarmak için Luffy’e düello teklif ediyor.
Nami, Luffy’nin düelloya gitmemesini istiyor. Usopp’un hiç şansı yok. Fakat Luffy, düellonun ciddi bir şey olduğunu, Usopp’un geçici bir heves uğruna düello teklif etmeyecek kadar aptal olmadığını, artık her şey için çok geç olduğunu, sonuçlarına katlanılması gerektiğini söylüyor.
Korkak olarak bilenen Usopp düelloya tereddüt etmeden ve çok iyi bir şekilde hazırlanıp geliyor. Luffy’nin bütün zayıflıklarını bildiği için yapabileceğinin en iyisini yapıyor fakat ikinci yumrukta yere yığılıyor. Zaten yara bere içindeki vücudunda dayanacak gücü kalmıyor. Luffy, gemiyi Usopp’a teslim edip dönüyor ve dönerken de bunun çok zor olduğunu söyleyip gözyaşlarına hakim olamıyor. Burada yine Zoro, Tayfadaki düzeni koruyan, sınırları belirleyip, Luffy’e sırtındaki yük ağır fakat taşımak zorundasın, kaptan olmak böyledir minvalinde bir şeyler söylüyor.
Sanji’de Zoro’yu onaylıyor ve işin sonunda, Usopp’un özür dilemeden tayfaya dahil olamayacağı kesinleşiyor. Ennies Lobby Arc’da, yüzünü gösterip tayfaya yardım etmeye utandığı için kendine Sogeking diyip maske takıyor ve Robin’in kurtarılmasında önemli rol oynuyor. Arc’ın sonunda da hatasını kabullenip, özür dileyerek gözyaşları içinde tayfaya geri alınıyor.
Luffy bütün tayfayı salak olmasına rağmen içgüdüleriyle aldığı kararlar sayesinde bu noktaya getiren, geminin kaptanı. Gemi konusunda Usopp hatalı, Luffy haklı olan taraftı. Peki, acaba Luffy gerçek dışı bir karakter olmasaydı ve zor koşullarda tayfayı yıkıma götürebilecek kararlar alabiliyor olsaydı, yine de kaptanın kararını sorgulamanın yasak olması doğru olur muydu?



Yorumlar
Yorum Gönder