Hayale Dalış

 Size gururlu, yani aşağı yukarı sıradan bir insandan bahsedeceğim. Kıyıda köşede unutulmuş bir insan. Ancak unutulmaya bile ihtiyacı olmayacak kadar sıradan bir insan değil o. Unutulduğu için sıradan, bu onu özel kılıyor. Diğer türlüsünden nefret ederdi. Hastalıklı gurura sahip, sıradan bir insan. Onu tanıyorsunuz elbet, lakin ya hiç anlamıyorsunuz, ya anlaşılmaya değecek bir şeyi olmadığını, ya et parçasından ibaret olduğunu, ya da Allah'ın kalabalık yapsın diye yarattığı herhangi biri olduğunu düşünüyorsunuz. O da aşağı yukarı böyle düşünüyor, bu yüzden özel. Herhangi biri aklınıza gelmesin, hani o kadar sıradan biri aklınıza gelsin ki, onun sıradan olamayacağını düşünün. Otobüse binen yaşlılara sessizce yer veren biri, ondan çakmak istiyorsunuz, ağzında sigara var  ve cepleri dolu, bir dakika boyunca çakmağı arıyor cebinde. O ararken "istersen sigarayı ver de onunla yakayım" diyorsunuz ama o ellerini ceplerinde bir süre daha dolandırıp çakmağı buluyor, size uzatıyor. Bu sırada hiç konuşmuyor, yüzünüze de nadiren bakıyor.

    İsmi Necdet. Evinize yakın bir yerde yaşıyor olabilir, ama siz o kişinin Necdet olup olmadığını hayatınız boyunca bilemeyeceksiniz.
    Temmuzun başları, Necdet kalabalığın arasında yürüyor. Bugün güzel bir gün, yazın şehvani çiçekleri sahile giden yolun kenarlarında sükunetle açmış. Sahile kadar Necdet'e eşlik edecekler. Bugün güneş lütufkar, tatillerinin keyfini çıkarmayı uman, bir kaç güzel gün geçirmeyi isteyen fanileri yakıp kavurmadığı gibi, hafif esintinin sahil yolunda yürüyenleri zarif dokunuşlarla serinletmesine ses çıkarmıyor. Bugün güneş bir başka güzel, mutluluk dilenen bu acizleri ulvi ışınlarıyla seviyor. Bugün sefil hayatlarında alabilecekleri zevkler için fırsatlar bulunduğunu sanan ve o zevklere bir an önce ulaşma acelesi ve acizliğiyle gürültü yapan insanlar yok. Aksine insanlar güneşi fark etmiş olacaklar ki mutlular. Bugün mutlu insanların cıvıltısı burada hoş duyguları okşayan doğal müzikler yaratıyor. Bugün burada mutluluğun müziği yankılanıyor. Ama Necdet'in cefasına çare olmuyor. Onun için güneş uzay boşluğunda anlamsızca yanan bir ateş topu. Çiçekleri ise görmüyor bile ama esintiden şikayeti yok. Bugün tüm bu insanların kiraladıkları denizi, kumu, havayı, doğayı ve güneşi görüp minnet duyduklarını fark ediyor Necdet. Hep buraya gelenler gibi telaşlı, öfkeli yada adeta ruhları bedenlerini terk etmiş de tepeden izleyip dalga geçmeye durmuş insanlar gibi değiller. Satın aldıkları tatillerini yakalamaya çalışırken kaçıran insanlardan nefret ederdi. Ama bir yandan da hoşuna gitmiyor değildi durumları. Çünkü yakalamayı başarsalar da ulvi güneş ışınlarıyla, şehvani çiçeklerle yada karşıdan esen şefkatli meltemle karşılaşmıyorlardı. Anı yakala tarzı reklam zırvalıklarına inanarak hayallerin peşinden koşacak kadar aptal insanların bu koşuşturma yüzünden bir türlü gerçekliğin yüzünü göremeyişleri Necdet'in kafasını attırıyordu. Ama mutlu gelenler de vardı buraya. İşte onlar Necdet'i de mutlu ediyorlardı. Zira onlar zaten bir hayalin içindeyken burada olurlardı. Masum, zavallı mutlu insanlar. Mutlak olan, karanlık; Dünya üzerinde herhangi bir şekilde, mesela bir fotoğrafla ifadesini bulan her ışıltılı hayali, çerçevesindeki iğne deliği kadar boşluktan sızıp sükunetle, zevk alır gibi bir sabırla eskittiği, yıprattığı ve sonunda kendi içine, hiçliğe, ölüme, gerçekliğe kattığı gibi yok eder onların muazzam mutluluklarını da.
    Bu yüzden Necdet tatile gelinecekse böyle gelinmesini ister. Bu hayal kırıklığını yaşamış insanları yüzünden anlar. Galiba bu durumda gördüğü insanların yüz ifadelerinden de hoşlanıyor. Hatta bunu reddip anlamaya çalışmayanlardan değilse, zihninde kurulmuş kartondan tiyatronun boktan dekorlarını fark ederek yıkıp dökmeye başlamışsa, yönetmenin yazdığı rolleri oynamaya devam ederken giderek daha çok kuklaya benzeyen o insanları gerçekten görebiliyorsa, yakalamaya çalışmak yerine neler olduğunu anlamaya çalışıyorsa, seviyor bile Necdet onları. Çünkü Necdet için onlar gerçek insanlar artık.
    Necdet ilerlemeye devam ediyor. Bugün insanlar plaja giden yolun tadını çıkarıyorlar. Buna rağmen plaja varmak, denizde yüzmek için sabırsızlanıyorlar. Necdet bunu içten içe fark ettiği için ayrı bir huzursuzluk kaplıyor zihnini. Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Plaja varınca bir insan curcunasıyla karşılaşıyor. Necdet'in dikkatini çeken bir şeyler var bugün. Farklı ülkelerden gelen turistler özgürce kendi ülkelerinde davrandıkları gibi davranıyorlar yine, işin ilginci bir çok insan şahsiyet kazanmış gibi. Olmak istedikleri gibi oluyorlar. Bugün burada bronz tenlerinde südyen izi istemeyen kadınlar var. Sokakta bakıp geçmekle yetindikleri bu kadınlarla hiçbir kaygı duymadan konuşan, onlarla birlikte eğlenebilen erkekler var. Belki de ileriki günlerde samimiyetlerini geliştirip unutulmayacak bir yaz geçirecekler. Hayal gibi bir gerçekliğin kıvılcımları var. Bunun gibi bir şeyler.
    Necdet huzursuz oluyor. Kıyafetlerini kıyıda çıkarıp denize giriyor. Suyun güzelliğinden hayrete düşüyor. Bedeni suya hiçbir olumsuz tepki vermiyor. Hatta istese dalıp yüzebilir alışmayı beklemeden. Su buradaki mutlu insanlar gibi Necdet'i de kabul ediyor. Lakin Necdet onu çağıran denize temkinle yaklaşıyor. Her zaman ki alışma süresinde beklemekte ısrar ediyor. Necdet huzursuz oluyor. Bu gerçekten, hayal gibi bir gün. Necdet bir süreliğine acaba rüya mı görüyorum diye huzursuzca düşünüyor. Sonra herkesten uzağa açılmaya karar verip kazanmaya odaklı bir yüzücü gibi dakikalarca kulaç atıyor. Geldiği yerde etrafa bakınınca yakınlarda çok az insan olduğunu görüyor. Huzursuzluğu akıyor ve denize karışıyor. Çıkıp kurumak için karaya yüzüyor.

Yorumlar

Popüler Yayınlar