Asimov- Ben Robot Üzerine
Asimov'un Ben Robot kitabının mantık bölümünde iki uzmanın parçalarını bir araya getirdiği robot ben kimim, neyim diye sorgulamaya başlıyor. Uzmanlar seni biz yaptık, burayı yöneteceksin diyorlar ama robot ikna olmuyor. Gerçeği mantığımla bulup gelicem diyip gidiyor. Robot iki gün düşündükten sonra gelip uzmanlara anlatıyor düşüncelerini. Descartes'in ulaştığı sonuçlara ulaşmış, düşünüyorum öyleyse varım bile diyor. Mantığıyla ulaştığı sonuç, düşünüyorsam varım, beni benden daha aşağı bir varlık değil, üstün bir varlık yaratmış olmalıdır imiş.Robotun duyusal(onun duyularına ne diyim bilemedim) verilere karşı şüpheye gerek duymayan yaklaşımı belki açıklanabilir. Mesela: insan beyni biyolojik olduğundan, herhangi bir beyin hasarı yada uyku gibi durumlarda gerçekliği olduğu gibi algılayamayabiliyor, hayaller, ilüzyonlar üretebiliyor.
Diyelim ki robotun beyni böyle değil, zaten çalışmaya başlayalı çok olmadı, kitapta insan beynine benzer biçimde tasvir edilmiş olsa da, insanlardaki gibi algılarından şüpheye düşmesine neden yok. Bu yüzden, kendi varlığından şüpheleniyor olsa bile duyularından edindiği verilerden şüphelenmiyor. Ki mantıklı gözükmüyor ama emin de değilim.Daha makul gelen senaryo şöyle bana; robot şüphe ve sorgulamadan bir anda inanca sıçrıyor. Onu bu inanca götüren şeyi Asimov mantık olarak göstermiş, hatta robot "Geçerli bir mantık dizisi gerçeğin ortaya çıkmasıyla sona erer" diyor. Robot bu şekilde programlandığı için inanca ulaşmış olabilir, işin sonunda kendi bilse de bilmese de görevini kusursuz biçimde yerine getiriyor. Ama uzmanlardan biri bir yerde şöyle diyor "Her istediğin şeyi buz gibi bir mantık yoluyla kanıtlayabilirsin. Tabii uygun önermeleri seçersen. Bizim kendi önermelerimiz var. Şirin'in de öyle." Burada robotun mantıklı olduğunu söylüyor.
Oysa robot şüpheden tamamen arındı, kendini peygamber ilan edecek hale geldi, bildiğimiz din adamı oldu yani. Hikaye kendi içinde tutarlı, robot nasıl programlandıysa öyle davranıyor, özgür düşünüp hareket ettiğini sansa da. Ama kafamda şu soru kaldı, mantık inanca götürebilir mi? Yoksa inanç mantıkta açılan bir boşluktan sızan ışıkmıdır? Daha az romantik bir ifadeyle, inanç mantıkla birlikte varolabilir mi, yoksa mantığın devre dışı kalması mı gerekir?

Yorumlar
Yorum Gönder