Zeka Patlaması Argümanı

 


Zeka Patlaması Argümanı

Bu yüzyıl içinde insanlığın, tür olarak konuşmaya başladığımızdan bu yana benzeri görülmemiş, alet kullanımı ve tarım devrimi gibi dönüştürücü bir deneyim yaşayacağı öngörülmektedir. Bu deneyim "Teknolojik Tekillik", "Yapay Genel Zeka" veya "Zeka Patlaması" olarak bilinmektedir.

Teknolojik tekilliğin bilgisayar ve yapay zeka, robotik, nanoteknoloji ve biyoteknoloji alanlarındaki artan gelişmeler sonucu gerçekleşeceği konusunda uzmanlar arasında genel bir fikir birliği vardır

Bu alanlarda yaşanabilecek ve teknolojik tekilliğe yol açabilecek gelişmeler şu şekildedir:

  • İnsan kontrolünden bağımsız olarak eylemlerde bulunabilen, gelişmiş bir YZ türü olan yapay genel zekanın geliştirilmesi ile ortaya çıkan zeka patlaması ve yapay bilinç,
  • Kendi kopyalarını üretebilen ve kendisini daha zeki olacak şekilde geliştirebilen yapay genel zeka ile yeni teknolojiler geliştirmede bir patlama yaşanması,
  • Biyoteknoloji ile insan bedeni ve beyninin güçlendirilmesi ve geliştirilmesi vb.

Buradaki en muhtemel durum 1. ve 2. Bir sürpriz olmazsa 3. ihtimal bir bilim kurgu fikri gibi kalıyor aralarında. Teknolojik tekilliğin gerçekleşmesi durumunda bildiğimiz anlamda yaşamın bir daha eskisi gibi olmayacağı düşünülüyor. En az Tarım ve Sanayi Devrimleri kadar büyük bir olayın eşiğindeyiz, hatta belki onlardan çok daha büyük. Kara delikler için de kullanılan tekillik teriminin kullanılma nedeni ise, her şeyin değişeceği, anladığımız yaşamdan tamamen kopacağımız bağlamında, kara deliklerin etkileri anlama kapasitemizin bozulduğu, yani olay ufkunun ötesi bulunmaktadır. Buna tekillik deniyor.

Teknolojik tekillik kavramının ilk kullanımı, John Van Neumann’ın arkadaşının onun hakkında yazdığı bir makalede kullanılmış.

<aside> 👁️ Teknolojinin sürekli hızlanan ilerlemesine ve insan yaşam biçimindeki değişikliklere odaklanan bir konuşma, ırkın tarihinde, bildiğimiz şekliyle insan ilişkilerinin devam edemeyeceği bir temel tekilliğe yaklaşmakta olduğu izlenimini vermektedir.

</aside>

Zeka patlaması argümanı(Alt Küme Teorisi):

Teknolojik tekillik konseptinin bir diğer öncüsü, 2. Dünya Savaşı sırasında Alan Turing ile Bletchley Park'ta çalışan İngiliz matematikçi Irving John Good'dur. 1965 yılında, "Alt Küme Teorisi" olarak bilinen tekrar eden bir süreçte yeterince zeki bir yapay zekanın kendisinin daha zeki versiyonlarını yaratabileceğini öne sürdüğü "İlk Süper Zeki Makineye İlişkin Tahminler" başlıklı bir makale yazdı.

Bu argüman basitçe, insan tarafından yaratılan yapay zekanın, kendisinin daha zeki versiyonunu yaratması demek oluyor. Ve yaratılan bu yapay zeka da daha üst bir versiyonunu yaratacak, zincirleme olarak insanı çok aşan seviyede bir bilgi işleme, analiz yapma vs vs. gücüne erişilecek. Böyle bir şeyin gerçekleşmesi, gerçekten de tekilliğe, yani olay ufkumuzu, beynimizi aşan bir şeye işaret eder. Bu durumda insanların bugüne kadar sürdürdüğü yaşam mekanizması temelden değişir. Ve nasıl değişeceği yönünde bir tahmin yapmak da kolay değil.

Vernor Vinge’nin Teknolojik Tekillik isimli makalesi.

Tekillik kavramı fizikten ödünç alınmıştır ve bilinen fiziksel yasaların uygulan(a)madığı noktadır.

Kurzweil

Kurzweil, üstel teknolojik gelişim ile ilgili matematiksel hesaplamalarına dayanarak, tekilliğin 2045’te hayata geçeceğini öngörüyor.

Austin, Texas’ta 10-19 Mart tarihlerinde düzenlenen SXSW (South by Southwest) konferansında, Ray Kurzweil gelecekle ilgili yeni tahminini duyurdu: “Teknolojik tekillik önümüzdeki 12 yıl içerisinde gerçekleşecek.” Kurzweil, 2029’da yapay zekânın insan seviyesinde zekâya sahip olacağını ve o zamanki Turing testini geçeceğini söyledi. Tekillik, teknolojideki ve özellikle yapay zekâ konusundaki tüm gelişmelerle birlikte makinelerin insanlardan daha zeki olacağı zaman gerçekleşecek, işte o zaman da Kurzweil’e göre 2045.

Kurzweil, sibernetiklerin (zeki makineler veya canlı-makine sentezleri gibi) kapımızda olduğunu belirtiyor ve 2030’lu yıllarda beynimize yerleştirilecek ve hafızamızı destekleyecek birtakım teknolojiler keşfedileceğini öngörüyor.

“Aslında makineler hepimizi güçlendiriyor. Bizi daha zeki yapıyorlar. Henüz vücudumuzda olmayabilirler. Ancak 2030 yılına kadar neokorteksimizi (beyinde düşünmenin gerçekleştiği yer) buluta bağlayacağız.”

Sibernetik bir toplumu hayal olarak görenler için Kurzweil, Parkinson hastalarını kast ederek zaten “beyinlerinde bilgisayar olan insanlar” (elektrik veya manyetizma temelli beyin-uyarıcılar) olduğunu belirtiyor. Sonuç olarak Kurzweil, tekilliği makinelerin dünyanın kontrolünü ele geçirmesinden ziyade benzersiz bir insan-makine sentezinin gerçekleşeceği bir gelecek olarak düşünüyor.

link:

Trends in Ecology & Evolution dergisindeki 2016 tarihli bir makalede yer alan şu ifadeler dikkat çekici:

“İnsanlar zaten biyoloji ve teknolojinin kaynaşım noktasında yaşıyor. Uyanık olduğumuz zamanın çoğunu dijital araçlar kanalıyla iletişim kurarak geçiriyoruz. Arabalarda otomatik fren sistemleri ve uçaklarda otomatik pilot vasıtasıyla hayatlarımızı her gün yapay zekâya emanet ediyoruz. ABD’de bilgisayar ve internet sayesinde gerçekleşen üç evlilikten birinde çiftler, dijital algoritmalar sayesinde bir araya geliyor.”

Makale ayrıca, evrim perspektifinden bakıldığında, evrimde daha önce gerçekleşmiş büyük geçişlerin birçoğunda bilgi depolama ve çoğaltmadaki yeniliklerin (RNA, DNA, çok hücrelilik, kültür ve dil) etkili olduğunu savunuyor. İnsan bu hızla bilgi üretmeye ve depolamaya devam ederse yaklaşık yüz yıl gibi bir sürede biyosferdeki (tüm canlıların DNA’sında bulunan) kadar bilgi üretecek ve depolayacak. Bu da büyük bir evrimsel geçiş anlamına geliyor. Ancak unutulmamalı ki evrimin insanın hoşuna gidecek sonuçlar ortaya çıkarmak gibi bir zorunluluğu yok. Görünen o ki, Teknolojik Tekillik’e geçişin ya eli kulağında ya da geçiş başladı bile. Bu süreçte belki de insanlar şimdiye kadar hiç deneyimlemedikleri bir zenginlik, refah ve esenlik içinde sonsuza kadar yaşayacaklar. Ya da bir süper zekâyla mücadele ederken yok olup gidecekler. Ama kesin olan şu ki, tekillikte oyunun kuralları baştan aşağı değişecek. Dolayısıyla insanlığın buna şimdiden hazırlanmasında yarar var…

Moore Yasası

Mühendis Gordon E. Moore, 19 Nisan 1965’te Elektronics Magazine dergisinde yayımlanan “Entegre Devrelere Daha Fazla Bileşen Sıkıştırmak” anlamına gelen “Cramming more components onto integrated circuits” başlıklı makalesinde yarı iletken bileşenler endüstrisinin sonraki on yılı üzerine tahminlerini ve görüşlerini kaleme aldı. Moore’un gözlemine göre, tümleşik devre birim alanındaki bileşenlerin sayısı her yıl iki katına çıkacaktı.

Bilgisayar teknolojileri günümüzde diğer teknolojilere göre daha hızlı gelişiyor. Transistörlerin kapasitesi her 18 ayda yaklaşık olarak iki katına çıkıyor. Bilgisayarların işlemci gücü de yaklaşık iki yıllık zaman dilimlerinde iki katına çıkıyor. Günümüzde artık nano ölçekte Transistör üretiliyor.

Tekilliğin gerçekleşeceğine dair önemli bir kanıt, Moore yasası. 50 yıldır bu yasa işliyor ve Bilgisayar işlemcileri üstel bir biçimde gelişiyor.

Üstün zekâya sahip makineler yapılmadan önce fiziksel sınıra ulaşıldığı takdirde tekillik hiç bir zaman gerçekleşmeyebilir. Ancak şunu da unutmamak gerekir, teknolojideki yenilikler (kuantum fiziği, nanoteknoloji gibi alanlarda) Moore yasasının geçerliliğini koruması için yeterli olabilir.

(1965) Amerikalı mühendis Gordon Moore, ise bir entegre devredeki (IC) transistör sayısının her yıl iki katına çıkmasının beklenebileceğini belirtti (daha sonra bu tahmin, kabaca her iki yılda bir olarak güncellendi). Zamanla bu beklenti, "Moore Yasası" olarak bilinir hale geldi. Moore Yasası, 20. yüzyılın ikinci yarısında hesaplamanın üstel doğasını tanımlamak için kullanılmaktadır. Ayrıca teknolojik tekillik ve bir "zeka patlaması"nın neden kaçınılmaz olduğu argümanında Moore Yasası'na başvurulur.(Evrim Ağacı)

Önemli Adamlar

Yorumlar

Popüler Yayınlar